Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsanız, onunla uzun felsefi sohbetler etmenize ya da zorlu şartlarda nasıl davrandığını günlerce gözlemlemenize gerek yok. Sadece arabasına binin, sessizce yolcu koltuğuna oturun ve yoğun bir trafikte onu izleyin. Çünkü insan doğasının en filtresiz, en doğrudan hali direksiyon başındayken ortaya çıkar.
Gündelik hayatta ne kadar nazik, ne kadar tahammüllü ya da medeni görünürse görünsün, trafik içindeki o kısıtlı alanda herkes kendi gerçeğiyle baş başa kalır. Aracın içi, dış dünyadan fiziksel olarak yalıtılmış bir alandır. Camlar kapandığında kişi, kimsenin kendisini tanımadığını ve davranışlarının sosyal bir bedeli olmayacağını düşünür. Trafik psikolojisinde "kimliksizleşme" (deindividuation) olarak adlandırılan bu durum, toplumsal kuralların ve günlük hayattaki nezaketin bir kenara bırakılmasına yol açar. Dışarıda, yüz yüzeyken asla edilmeyecek küfürler veya gösterilmeyecek agresiflik, aracın içindeyken bir anda serbest kalır.
Önündeki araç bir saniye geç hareket ettiğinde kornaya uzun uzun basış süresi, bize o kişinin hayata ve insanlara karşı sabır seviyesini verir. Hata yapan acemi bir sürücüye gösterdiği tahammülsüzlük, merhamet duygusunun sınırlarını belirler. Bu arada yeri gelmişken belirteyim; bu tespitleri yaparken popüler bilim dergilerinden ya da magazinsel haberlerden yardım almıyorum. Gayet ciddi bilimsel çalışmalara dayanıyorum. Ne yapalım, okumak bunu gerektirir. Dr. Leon James'in sürücü öfkesi üzerine yaptığı çalışmalarda da vurguladığı gibi, trafikteki saldırganlık aslında kişinin empati eksikliğinin en net dışavurumudur. Kırmızı ışıkta saniyelerle yarışan, şerit değiştiren birine bir metrelik alanı çok gören o hırslı sürücü, başkalarının haklarını ne kadar kolay yok sayabildiğini gösterir. Kendi şeridini sadece kendisine ait, başkalarının asla giremeyeceği bir alan olarak savunur.
Öte yandan, trafikteki sakinlik gerçek bir olgunluk göstergesidir. Hata yapan birine kornayla tepki vermek yerine sadece bekleyen kişi, dünyayı yalnızca kendi etrafında dönen bir yer olarak görmediğini kanıtlar. Bu sakinlik, kişinin kendi dürtülerini kontrol edebilme gücüdür.
İşin en trajikomik ve gerçekçi kısmı da tam olarak burada başlar. Bağıra çağıra küfretmek... Ah ah, bir de bununla övünmek yok mu! "Ne güzel küfrettim ama!" edasıyla direksiyon tokatlamalar… Ana, bacı, kardeş hak getire havada uçuşan o "yaratıcı" küfürler ve beddualar... Hiçbir anlamı olmadığını, trafiği bir milim bile açmayacağını bildiği halde o kornaya inatla basmak... Sırf kırmızı ışığa yakalanmamak için, yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamak yerine gaza daha da abanmak...
Tüm bunlar basit birer kural ihlali veya anlık bir sinir bozukluğu değildir. Bunlar ciddi bir psikolojik problemin, açıkçası bir tür hastalığın trafikteki göstergesidir. Kusura bakmayın ama, bu zorbalıkları bile isteye, hiç çekinmeden yapabilen biri sadece kötü bir sürücü değildir; içindeki kibri, tahammülsüzlüğü ve şiddet eğilimini doğrudan eyleme döken biridir.
Bana gelince, direksiyon başında bu zorbalıkları yapan, o kornaya inatla basıp yaya geçidinde gaza abanan bu kişileri gördükten sonra onlarla bir daha görüşmek bile istemiyorum. Çünkü trafik, insanın gerçek karakterini gösteren kusursuz bir erken uyarı sistemidir. O koltukta oturan ve kriz anında saygısını, insanlığını anında kaybeden birinin, hayatın diğer alanlarında bana veya çevresine ne yaşatacağını beklemeye hiç niyetim yok. Bu yüzden, birini arabada bu halde gördüğüm an, o yolculuk benim için onunla yapacağım son yolculuk oluyor. İndikten sonra gitmeleri gereken adres ise çok net: Doğru psikiyatri kliniğine…
Kaynakça
James, L., & Nahl, D. (2000).Road Rage and Aggressive Driving: Steering Clear of Highway Warfare. Prometheus Books.
Hennessy, D. A., & Wiesenthal, D. L. (1999). Traffic congestion, driver stress, and driver aggression. Aggressive Behavior: Official Journal of the International Society for Research on Aggression, 25(6), 409-423.
Ellison-Potter, P., Bell, P., & Deffenbacher, J. (2001). The effects of trait driving anger, anonymity, and aggressive stimuli on aggressive driving behavior. Journal of Applied Social Psychology, 31(2), 431-443.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rıdvan Erdem
Klakson
Bir insanı gerçekten tanımak istiyorsanız, onunla uzun felsefi sohbetler etmenize ya da zorlu şartlarda nasıl davrandığını günlerce gözlemlemenize gerek yok. Sadece arabasına binin, sessizce yolcu koltuğuna oturun ve yoğun bir trafikte onu izleyin. Çünkü insan doğasının en filtresiz, en doğrudan hali direksiyon başındayken ortaya çıkar.
Gündelik hayatta ne kadar nazik, ne kadar tahammüllü ya da medeni görünürse görünsün, trafik içindeki o kısıtlı alanda herkes kendi gerçeğiyle baş başa kalır. Aracın içi, dış dünyadan fiziksel olarak yalıtılmış bir alandır. Camlar kapandığında kişi, kimsenin kendisini tanımadığını ve davranışlarının sosyal bir bedeli olmayacağını düşünür. Trafik psikolojisinde "kimliksizleşme" (deindividuation) olarak adlandırılan bu durum, toplumsal kuralların ve günlük hayattaki nezaketin bir kenara bırakılmasına yol açar. Dışarıda, yüz yüzeyken asla edilmeyecek küfürler veya gösterilmeyecek agresiflik, aracın içindeyken bir anda serbest kalır.
Önündeki araç bir saniye geç hareket ettiğinde kornaya uzun uzun basış süresi, bize o kişinin hayata ve insanlara karşı sabır seviyesini verir. Hata yapan acemi bir sürücüye gösterdiği tahammülsüzlük, merhamet duygusunun sınırlarını belirler. Bu arada yeri gelmişken belirteyim; bu tespitleri yaparken popüler bilim dergilerinden ya da magazinsel haberlerden yardım almıyorum. Gayet ciddi bilimsel çalışmalara dayanıyorum. Ne yapalım, okumak bunu gerektirir. Dr. Leon James'in sürücü öfkesi üzerine yaptığı çalışmalarda da vurguladığı gibi, trafikteki saldırganlık aslında kişinin empati eksikliğinin en net dışavurumudur. Kırmızı ışıkta saniyelerle yarışan, şerit değiştiren birine bir metrelik alanı çok gören o hırslı sürücü, başkalarının haklarını ne kadar kolay yok sayabildiğini gösterir. Kendi şeridini sadece kendisine ait, başkalarının asla giremeyeceği bir alan olarak savunur.
Öte yandan, trafikteki sakinlik gerçek bir olgunluk göstergesidir. Hata yapan birine kornayla tepki vermek yerine sadece bekleyen kişi, dünyayı yalnızca kendi etrafında dönen bir yer olarak görmediğini kanıtlar. Bu sakinlik, kişinin kendi dürtülerini kontrol edebilme gücüdür.
İşin en trajikomik ve gerçekçi kısmı da tam olarak burada başlar. Bağıra çağıra küfretmek... Ah ah, bir de bununla övünmek yok mu! "Ne güzel küfrettim ama!" edasıyla direksiyon tokatlamalar… Ana, bacı, kardeş hak getire havada uçuşan o "yaratıcı" küfürler ve beddualar... Hiçbir anlamı olmadığını, trafiği bir milim bile açmayacağını bildiği halde o kornaya inatla basmak... Sırf kırmızı ışığa yakalanmamak için, yaya geçidine yaklaşırken yavaşlamak yerine gaza daha da abanmak...
Tüm bunlar basit birer kural ihlali veya anlık bir sinir bozukluğu değildir. Bunlar ciddi bir psikolojik problemin, açıkçası bir tür hastalığın trafikteki göstergesidir. Kusura bakmayın ama, bu zorbalıkları bile isteye, hiç çekinmeden yapabilen biri sadece kötü bir sürücü değildir; içindeki kibri, tahammülsüzlüğü ve şiddet eğilimini doğrudan eyleme döken biridir.
Bana gelince, direksiyon başında bu zorbalıkları yapan, o kornaya inatla basıp yaya geçidinde gaza abanan bu kişileri gördükten sonra onlarla bir daha görüşmek bile istemiyorum. Çünkü trafik, insanın gerçek karakterini gösteren kusursuz bir erken uyarı sistemidir. O koltukta oturan ve kriz anında saygısını, insanlığını anında kaybeden birinin, hayatın diğer alanlarında bana veya çevresine ne yaşatacağını beklemeye hiç niyetim yok. Bu yüzden, birini arabada bu halde gördüğüm an, o yolculuk benim için onunla yapacağım son yolculuk oluyor. İndikten sonra gitmeleri gereken adres ise çok net: Doğru psikiyatri kliniğine…
Kaynakça
James, L., & Nahl, D. (2000). Road Rage and Aggressive Driving: Steering Clear of Highway Warfare. Prometheus Books.
Hennessy, D. A., & Wiesenthal, D. L. (1999). Traffic congestion, driver stress, and driver aggression. Aggressive Behavior: Official Journal of the International Society for Research on Aggression, 25(6), 409-423.
Ellison-Potter, P., Bell, P., & Deffenbacher, J. (2001). The effects of trait driving anger, anonymity, and aggressive stimuli on aggressive driving behavior. Journal of Applied Social Psychology, 31(2), 431-443.