Hava Durumu

Gerçekten Nasılsın?

Yazının Giriş Tarihi: 29.07.2026 21:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.07.2026 21:48

Baştan söyleyeyim: bunlar bir uzmanın, bir psikoloğun görüşleri değil; arkasında ne bir teori var ne bir dayanak. Sadece kendi gözlemlerim, içimden geldiği gibi.

O iki kelimeyi her gün defalarca duyuyoruz ve düşünmeden cevaplıyoruz: "Nasılsın?" …"İyiyim…" Bir alışkanlık bu artık. Gülümsüyor, nezaketen başımızı sallayıp geçiyoruz.

Lucio Battisti'nin E penso a te şarkısında (Ve seni düşünüyorum) adam, yanındaki kadına gülümserken, gözlerini yere indirirken bile aklı bambaşka birindedir. Ona "Come stai?" diye sorar “nasılsın” ama içinden hep "seni düşünüyorum" der. Soruyu soran bile orada değildir aslında. Üstelik o soru havada asılı kalır; şarkıda cevabı hiç gelmez. Çünkü soran da cevabı beklemiyordur zaten. Biz de öyle değil miyiz? Bedenimiz sohbetin içinde, aklımız çoktan uzaklarda.

Peki en son ne zaman birine sahiden, bütün dikkatinizi vererek nasıl olduğunu sordunuz? Ayaküstü değil; durup gözlerinin içine bakarak, vereceği cevabı dinlemeye hazır bir şekilde. Hâl hatır soruyoruz elbet. Ama o an alacağımız cevabı gerçekten umursuyor muyuz, yoksa yalnızca vicdanımızı rahatlatıp üzerimize düşen sosyal görevi mi yerine getiriyoruz? Gerçek bir "nasılsın", karşımızdakinin hüznüne, yorgunluğuna, sessizliğine ortak olmaya razı olmaktır.

Şimdi işin öbür tarafına bakalım. Diyelim ki o gönüllü olan taraf sizsiniz. Tıpkı şarkıdaki adamın işte, yolda, evde durmadan aynı kişiyi düşünmesi gibi; siz de koşturmacanın içinde sevdiklerinizi düşünüyor, dertlerini dinlemek için çabalıyorsunuz. Peki ya siz? Hep siz mi soruyorsunuz, hep siz mi düşünüyorsunuz? Biri durup sizin yorgunluğunuza ortak oluyor mu? "Sen hep bizi dinliyorsun, hep buradasın... sahi, sen nasılsın?" diyen biri var mı hayatınızda? İşte bunu fark ettiğiniz an içinizde o his uyanıyor: yalnızlık.

Yalnızlık, boş bir odada tek başına oturmak değildir. Onca kalabalığın içinde görünmez olmaktır. Gün içinde onlarca kişiyle konuşuyor olmanız bunu değiştirmez. Eğer bağı kurmak için çabalayan, hep arayan, hep soran, hep düşünen yalnızca sizseniz ve günün sonunda kimse dönüp size nasıl olduğunuzu sormuyorsa, dünyanın en kalabalık yalnızlığını yaşıyorsunuz demektir.

Bu gerçekle yüzleşmek kolay değil, insanı huzursuz eder. Ama hayatta her şey bizi rahatlatmak için var olmak zorunda değil. Sanat gibi. İyi sanat bize yalnızca güzeli ve huzuru sunmaz; bazen sarsar, rahatsız eder, dünyaya bakışımızı sorgulatır. Kendi kabuğumuzdan çıkarıp hepimizin paylaştığı şu ortak hayata döndürür, birbirimize karşı sorumluluğumuzu hatırlatır. Belki de bu yüzden iletişim kurma şeklimizi baştan düşünmeliyiz ve karmaşık hesapları bir yana bırakıp o basit, insan insana hâline geri dönmeliyiz.

Bugün birine "nasılsın?" derken, lütfen durun. Gözlerinin içine bakın, cevabını gerçekten bekleyin. Ve belki daha önemlisi, aynaya bakıp kendinize sorun: "Sahi, ben nasılım?" Çünkü bu yalnızlık, ancak kendi sesimizi duymaya başladığımızda hafifleyecek.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.