Sevda bir hastalık mıydı, yoksa zamanla yalnızca şekil mi değiştirdi?
TDK sözlüğüne göre “sevda”, güçlü sevgi, güçlü aşk; aşırı ve yoğun tutku, istek anlamına gelir. Hem ruhen hem de bedenen âşık olmayı kapsadığı düşünülür.
Tıpta ise aşk, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Hormonlar, nörotransmitterler, kimyasal tepkiler… Yani aşk, sandığımızdan çok daha “bedensel” bir meseledir.
Peki ya bize göre?
Aşkın aslında bir prototipi yok.
Kimine göre “beş saniyedir, kimine göre bir ömür süren tinsel bir histir.
Zamana göre değiştiğine bakılırsa insan ister istemez soruyor:
Acaba aşk bir hastalık mıydı ki dönemlere göre evrim geçirdi?
Bilimsel olarak aşkın kalple değil, beyinle ilgili olduğu artık kanıtlandı.
Buradan bakınca şu soru daha da anlam kazanıyor:
Aşk, iflas etmeyen bir hastalık mıydı; yoksa yalnızca varyant mı değiştirdi?
2026’ya geldiğimizde teknolojiyle birlikte aşk da dönüşüm geçirdi.
Daha teknolojik, daha görsel ama bir o kadar da hissiz…
Sosyal medyada başlayan, yine orada şekillenen; “ex” olan, “next”e evrilen ilişkiler…
Ghosting gibi kavramlar, saman alevi gibi parlayıp sönen bağlar…
Bir şarkıda söylendiği gibi:
“Saman alevi gibi, söyle, bir anlık mı?
Aşk bu kadar kolay mı?”
Z ve Y kuşağı olarak bizler bu dönüşümün tam ortasında, iki dünya arasında kaldık.
Günümüze ayak uydurmaya çalışanlar elbette var;
ama bunun ne kadar sahici, ne kadar tatmin edici olduğu hâlâ tartışmalı.
Çok sevdiğim Mina Urgan’ın yazdığı şiir aklıma geliyor, manası derindir:
“İlk sevgilim çikolata kokardı,
Son sevgilim ölüm.
(Aradakilerin kokosu yoktu)
Ben ölüm kokan son sevgilimi sevdim en çok.
çok şaşırtıcıydın
sislerin içinden ansızın çıkıveren… .”
İlk aşk…
İlk buluşma…
İlk heyecan…
Kısacası aşk, anlamlı olmalı.
Bazen bir bakışa, bazen bir çatal tutuşa âşık olabilirsiniz.
Ama unutmayın: Anlam yüklemeden o tinsel hissi yaşamak mümkün değildir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dilek Türkan Ünlü
Aşkın Varyantları
Sevda bir hastalık mıydı, yoksa zamanla yalnızca şekil mi değiştirdi?
TDK sözlüğüne göre “sevda”, güçlü sevgi, güçlü aşk; aşırı ve yoğun tutku, istek anlamına gelir. Hem ruhen hem de bedenen âşık olmayı kapsadığı düşünülür.
Tıpta ise aşk, yalnızca duygusal değil; aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir. Hormonlar, nörotransmitterler, kimyasal tepkiler… Yani aşk, sandığımızdan çok daha “bedensel” bir meseledir.
Peki ya bize göre?
Aşkın aslında bir prototipi yok.
Kimine göre “beş saniyedir, kimine göre bir ömür süren tinsel bir histir.
Zamana göre değiştiğine bakılırsa insan ister istemez soruyor:
Acaba aşk bir hastalık mıydı ki dönemlere göre evrim geçirdi?
Bilimsel olarak aşkın kalple değil, beyinle ilgili olduğu artık kanıtlandı.
Buradan bakınca şu soru daha da anlam kazanıyor:
Aşk, iflas etmeyen bir hastalık mıydı; yoksa yalnızca varyant mı değiştirdi?
2026’ya geldiğimizde teknolojiyle birlikte aşk da dönüşüm geçirdi.
Daha teknolojik, daha görsel ama bir o kadar da hissiz…
Sosyal medyada başlayan, yine orada şekillenen; “ex” olan, “next”e evrilen ilişkiler…
Ghosting gibi kavramlar, saman alevi gibi parlayıp sönen bağlar…
Bir şarkıda söylendiği gibi:
“Saman alevi gibi, söyle, bir anlık mı?
Aşk bu kadar kolay mı?”
Z ve Y kuşağı olarak bizler bu dönüşümün tam ortasında, iki dünya arasında kaldık.
Günümüze ayak uydurmaya çalışanlar elbette var;
ama bunun ne kadar sahici, ne kadar tatmin edici olduğu hâlâ tartışmalı.
Çok sevdiğim Mina Urgan’ın yazdığı şiir aklıma geliyor, manası derindir:
“İlk sevgilim çikolata kokardı,
Son sevgilim ölüm.
(Aradakilerin kokosu yoktu)
Ben ölüm kokan son sevgilimi sevdim en çok.
çok şaşırtıcıydın
sislerin içinden ansızın çıkıveren… .”
İlk aşk…
İlk buluşma…
İlk heyecan…
Kısacası aşk, anlamlı olmalı.
Bazen bir bakışa, bazen bir çatal tutuşa âşık olabilirsiniz.
Ama unutmayın: Anlam yüklemeden o tinsel hissi yaşamak mümkün değildir.
Dilerim herkes,
ghostlanmamış, yarım kalmamış,
anlamını kaybetmemiş
ve ömür boyu süren aşklar yaşar.